Dil: Türkçe
Şubat 02, 2011
Pasaklı Tanrıça - Sophie Kinsella
Ocak 11, 2011
İstanbul Hatırası - Ahmet Ümit
Dil: Türkçe
Hem iyi hem de kötü anlamda "klasik bir Ahmet Ümit kitabı" demek istiyorum. Önce kötüden başlayalım zira küçük bir kısmı. Daha önce Ahmet Ümit okumuş olanlar için tanıdık olacak ama burada yazmamam daha iyi. Katil kim çıkacak acaba sorusunun cevabı yazara aşinaysanız hiç sürpriz olmuyor. Ama ilk kez bir kitabı okunuyorsa çok hoşa gideceğinden eminim. Gelelim iyi kısmına. İstanbul'un kuruluşundan itibaren günümüze kadar bütüüüün hikayesi var kitapta. İstanbul'un belli tarihi yerlerine ellerinde eski sikkelerle kurban edilmiş gibi bırakılan cesetleri araştırıyor Nevzat Komser. Yanında da Ali ve Zeynep. Hikaye örgüsü tabii ki süper ama kitabın asıl olayı, özellikle Kavim ve Bab-ı Esrar'da olduğu gibi inanılmaz bilgilerle dolu olması. Ahmet Bey yine harika bir araştırma ortaya koymuş. Hayatımda ilk kez Osmanlı tarihine ilgi duyduğumu, merak ettiğimi ve daha çok okumak istediğimi hissettim. Televizyon'da da Kanuni'yle ilgili dizi başlıyor zaten, onu da izlerim kesin. Kitaba dönmek gerekirse, İstanbul'un uğramadığımız muhitlerinde Balat'ta çok sahne var. Bir de rakı sofrası muhabbetleri var ki aman allah, nası canı çekiyo insanın.. Çok güzel anlatılmış. Mutlaka okunmalı.
Ocak 06, 2011
Kürk Mantolu Madonna - Sabahattin Ali
Dil: Türkçe
Öncelikle, bir önceki kitapta olduğu gibi Sabahattin Ali'nin yazım dilini çok sevdiğimi söylemeliyim. Bu hikaye öncekinden farklı. Kitap tümüyle birinci tekil şahısla yazılmış ama 2 değişik yazar var. İlk yazar bir bankada memur olan tercüman Raif Bey'in iş arkadaşı ağzından yazılmış. Daha sonra silik bir karakter olan Raif Bey ile kurduğu arkadaşlık sırasında Raif Bey'in yazdığı bir deftere geçiyor. Yani Raif Bey'in ağzından dinliyoruz. Raif Bey meğersem 10 yıl kadar önce Berlin'e gidip bir süre kalmış. Orada ressam Maria Puder ile arkadaşlık etmiş. Hüzünlü ve çok güzel yazılmış bir hikaye.
Ocak 04, 2011
Ateşle Oynayan Kız - Stieg Larsson
Dil: Türkçe
İlkinin hemen ardından zıııp diye bunu da okuyuverdim. Nihayet gizemli Lisbeth'imizin geçmişi hakkında bilgi ediniyoruz. Nefes kesici bir hikaye var. Cinayetler falan filan. 3. kitabın çevirisi ocakta çıkmalıymış, haniiii??? Nerdee????
Ocak 02, 2011
Ejderha Dövmeli Kız - Stieg Larsson
Dil: Türkçe
Üüüüüüfffff!! İNANILMAAZ! Yeni idolümü Lisbeth olarak belirledim. İsveç'te geçiyor bütün hikaye. 3 kitabın birincisi. Polisiye türüne dahil edilebilir. Kitabın ilk yarısı olayların takibi açısından zorlayıcı, belki çeviri okuduğumuzdan dolayıdır. Çok güzel gerçekten. Kurgu, olya örgüsü çok güzel, kafalarda soru işareti bırakmıyor. Yani, bırakıyor da bir sonraki kitap için bir açlık olarak. Filmi de var bunun. İzledim, hiç beğenmedim. Değiştirmişler hikayeyi atlamışlar falan, hiç hoş deel.
Aralık 12, 2010
Alaycı Kuş (Açlık Oyunları 3) - Suzanne Collins
Dil: Türkçe
Üzgün hüzünlü bi "yaa.." diyerek dudak büküyorum. Neden? Çünkü bitti.. Bitmese miydi? Bitmesi daha iyi tabii ama çok sevmiştim ben bu kitapları.. Alaycı Kuş, Açlık Oyunları serisinin 3. ve son kitabı. Katniss'imizin, Capitol'ün, Panem'in akıbetini öğreniyoruz. Peeta mı Gale mi seçimi kitap boyunca gizemini korurken değişik bir sonla bitti kitap. Çok güzel bir dünya yaratmış yazar. Yani "güzel" derken, içerisi güzel değil ama çok güzel hayal edilmiş, kurgulanmış ve anlatılmış. Karakterlere, özellikle birinci tekil kişiyle yazıldığı için olsa gerek Katniss'le müthiş bir yakınlık hissi var. Kitaplara yorum nasıl yazılır pek bilmediğimden, yine "çok güzel" demek geliyor içimden ama bu sefer o "çok güzel"in derecesi çok yüksek.. Lütfen okuyun, eksik kalırsınız.
Aralık 09, 2010
İçimizdeki Şeytan - Sabahattin Ali
Dil: Türkçe
O dönemlerden okuduğum Peyami Safa'nın tersi. Batılılaşanların tarafında. Aslında bir aşk hikayesi anlatılıyor. Dönemin yaşantısı, memuriyet hayatı, gençlerin sohbetleri, kadınların toplumdaki yeri. Piyano çalan, Balıkesir'den gelmiş kızımız Macide var. Tombul aylak memur Ömer var. Macide Emine Teyzesinin yanında kalıyor. Ömer'in de teyzesi bu kadın bir yandan. Yani akrabalar. Türlü olaylar sonucunda (babasının ölümü, geç saatlere kadar Ömer'le dolaştığı için namus şeref lafları ediyorlar) evden ayrılıp Ömer'le yaşamaya başlıyor. Ömer çok konuşan bir tip. Çok güzel felsefik parçalar var arada. En aklımda kalanı, Ömer'le Macide'nin kayıkla denize açıldıklarında mehtabı izlemeleri ve Ömer'in ne kadar küçük aslında ne kadar önemsiz olduklarını anlattığı sahne çünkü benim çocukluğumda Ay'ı izlerken yaptığımın aynısı neredeyse. Sonunu buraya yazmamın alemi yok ama ilginç bir kitap. Bir an önce yazarın bir başka romanı olan Kürk Mantolu Madonna'yı okumalı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)