Tom Robbins etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tom Robbins etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Aralık 03, 2013

Sıska Bacaklar - Tom Robbins



Dili: Türkçe

Tom Robbins'i uzun zamandır görmemiş olmanın verdiği özlemle kitabı 2 günde falan bitirmedim. Sindire sindire de demeye gerek yok çünkü zaman olmadı da uzun sürdü. Üstelik kitap ancak yarıdan sonra asıl konusuna gelip çekici hale geliyor. Ama arkadaş bu ne çekicilik!! BAYILDIM!

ÇOOOOOOOOOOK İYİ!!

Bir kere tam dünya tarihi okuyup izlediğim anlara gelmesi inanılmaz oldu. Kitabın konusunu söylemek zor şimdi tabii, (klasik Tom Robbins) ama içinde Kudüs var, insanlık ve din (pagan, yahudi, hristiyan, müslüman) tarihi var, psikoloji var sosyoloji var felsefe var barış var savaş var; tabii ki absürdite var: konuşan tatlı kaşıkları ve tarih öncesinden kalma sopalar var, kirli bir çorap ve konserve fasülye var. Tatlış deli dolu bir kız var, sanat var uyuz galeri sahipleri var. Dev metalik hindi şeklinde araba var, Süleyman'ın tapınağı var. Var oğlu var! 

Bu kitaba "pek sevilmez aslında" diyenler utansın. Belki de okuduğum en iyi Tom Robbins'ti!! (Dur Bir Mola Ver'den sonra tabii) Canım benim!

Mayıs 15, 2013

Geriye Uçan Yaban Ördekleri - Tom Robbins


Geriye Uçan Yaban Ördekleri

Dili: Türkçe

Geçen gün Ursula'nın da denemelerini okuduktan sonra Tom Robbins'in denemeleri de çok iyi geldi. İnsan kitaplarını çok sevdiği bir yazarı tanırmış hissine kapılıyor ama aslında her kitapta sadece onun hayal gücünün küçük bir adasında seyahate çıkıyoruz. İş böyle olunca, Tom Robbins'in kafasına hasta bir kişi olarak seyahat yazılarından, beğendiği müzik grupları veya filozoflardan, hayattan sanattan şiirlerinden çok zevk aldım.

Yine de Tom Robbins okumaya başlamak için iyi bir kitap olmadığını düşünüyorum. Adamın kafasının içindekileri merak etmek için önce romanlarının tadına bakmak gerekir. Her ne kadar aynı alaycı ve harika metaforlu cümleleri burada olsa da pek ilgi çekmeyebilir.

60lı yılların altın çocuklarından saydığım Tom Robbins'e başlamak için Parfümün Dansı ve Dur Bir Mola Ver kitaplarını tavsiye ederim. Yazarı baş köşenize konuk ettikten sonra da bu kitabı okuyun derim.

..Pembe, kırmızının ayakkabılarını fırlatıp saçlarını saldığı zaman aldığı renktir..Sayfa40

..Burada geçmişin hapishanesinden kaçma fırsatı var, geleceğin vaatlerine aldırmamak var. Burada sadece burası var. Burada sadece Selous var. Sadece şimdiki zaman var... Selous/Tanzanya Sayfa60

..Ne de olsa asıl önemli kapılar, her iki tarafa da açılanlardır.. The Doors'la ilgili yazısından.. Sayfa65

..İnsanlık, tıpkı bugün yaptığı gibi, mitler ve dini-siyasi fanatizm kavşağında durdukça şiddet potansiyeli iyice yükselir..Sayda71

..Ama gerçek şudur ki bu sebzelerin çoğu, kendilerine bir seks objesi ve üreme fabrikası olarak bakılmasından bıkmış usanmıştır ve kalıplardan sıyrılmaki seyahat edebilmek, başkalarıyla tanışabilmek ve kendileri oldukları için takdir edilmek istemektedirler..Sayfa80


Temmuz 23, 2012

Dur Bir Mola Ver - Tom Robbins

Dili: Türkçe


Bu kitabi okumak icin yazarinin Tom Robbins olmasi aslinda gayet yeterli. Gel gelelim, diger kitaplardan daha baska bir frekans daha guzel bir tat yakaladim.

Bu seferki hikayede "ruhu cingene kiz Amanda" ve tarzan gibi giyinip etrafta Pan gibi flut calarak gezinen garip kocasi John Paul Ziller bir de 3. ek olarak Marx Harikulade (Marx Marvelous) var.

Yazarin ilk romani. 1971'de basilmis. Sevgili LSDcimiz Timothy Leary'nin kadim dostu ve yol arkadasi. Sonuc olarak kitap daha cok 70lerin o hippi ve sevgi dolu ortaminda geciyor, dersem hafif dogru olur ama butunu yansitmaz. Zira bu adamin yazis tarzi bir acayip. Absurdlukler uzerine sayfalarca yazi yazilabilir ama tabii ki ben oyle birsey yapmayacagim.

Hikayeden ufak kesitler vermek istiyorum. Amanda bir sirkle gocebe hayat yasarken, meshur davulcu Tarzan kiyafetli John Paul ile bir cayirda tanisir ve o anda asik olup evlenirler. Bu arada John Paul bir babuinle takilmaktadir ve Amanda'nin bir bebegi vardir. Daha sonra, yol kenarindaki bir dinlenme tesisini satin alip sosis+meyve sebze suyu satan bir yer haline getirirler. Kilometrelerce uzaktan gorulebilecek dev sosis heykelini de catisina koyarlar. Ormana gidip mantarlar falan toplarlar. Amanda dislerini cilekle fircalar. Tamamen doga ve sevgi (ve cagin emri olarak uyusturucu ve trans hali) uzerine.

Bir yandan arkadaslari Delifisek Purcell ("Plucky" Purcell) hikayeye Vatikan ve Isa'yi sokar. Marx Harikulade bir sekilde bu garip yerde bulur kendini. Pire sirki ve bocek hayvanat bahcesinin bakimini falan ustlenir.

Hikaye boyle absurd ve surukleyici. Tabii bunda yazarin anlatimi da cok buyuk rol ustleniyor. Kitabin kimin agzindan yazildigi sonralari belli oluyor ve kitap icinde anlatici ile ilgili bilerek yapilmis gidis gelisler var. Tom Robbins'le ilgili en sevdigim sey ise bu ilk kitabinda cok baskinmis, cok hosuma gitti: kitap boyunca kullanilan bir isim veya obje oluyor. Siz surekli ya bu neydi acaba kacirdim mi unuttum mu diye dusunuyorsunuz ama aslinda yazar sadece sizinle oyun oynuyor. O yuzden okuyanlara soyle bir tavsiyem var, kafaniz karistiysa bu yazar istedigi icin olmustur. Sabredin :)

Ayrica yakinda onsozunu Tom Robbins'in yazdigi Timothy Leary kitabini da koyacagim..

Bu arada benim okudugum kitabi baski kalitesi rezaletti. O kadar kotuydu ki kitabi yakmak istedim. Harfler birlesik basilmis. Mesela kitap boyunca asla "sonra" kelimesini goremezsiniz "soma" diyedir. 'il'ler birlesip 'h' olmus falan. Hiiic yakistiramadim Ayrinti yayinlarina, bu da burdan soylene..

Yaptigim alintilarla ilgili olarak, malesef yaz tatilindeyken bitirdim ve kitabi orada biraktim. Alintilari buraya gecirme sansim olmadi. Daha onceden koydugum bir kismi varmis o kalsin ama asil begendigim yerini koyamiyorum.




Amanda: "Hafiza kaybi, insanin kim oldugunu bilmemesi ve kim oldugunu ogrenmeyi delice istemesidir. Kendini asiri derecede zinde hissetme hali, insanin kim oldugunu bilmemesi ve bu duruma aldiris etmemesidir. Vecd (ecstasy) hali, insanin kim oldugunu tam olarak bilmesi ama yine de aldiris etmemesidir."..Sayfa 171

Aralık 04, 2011

Ağaçkakan - Tom Robbins


Dili: Türkçe

Ya kitap süründüüü süründü elimde. Tom Robbins okuyanlar bilir, bu adamın kafası insan gibi çalışmıyor. Anlatılmaz okunur bir anlatımı var. İki dakika dikkatinizi vermediğiniz zaman kendinizi yanlış bir yerde bulabilirsiniz. Bir bombacıdan bahsederken örneğin öyle bir cümle kurar ki, egzos (egzoz, egzost) borusundan bir bebek çıkıyormuş zannedebilirsiniz. Okumak zor ama dikkat verince keyif fırtınası.
Kitap boyunca "içim şişti" yorumu yaptım. Şimdi bitirince bunun haksızlık olduğunu düşünüyorum. Evet içim şişti ama kitabın suçu değil.
Kitapta yıkılmış bir krallığın kral ve kraliçesi var. Kızları Leigh-Cheri başrolü bombacı ve yine bir kızıl kafa olan Bernard a.k.a Bebek ile paylaşıyor.
Hawaii'de başlayıp, tavan arasında devam edip, bir piramitte son bulan bir hikaye. Sanırım Camel kitaba reklam vermiş. Gerçi, bu kadar sığ olmaya gerek yok. Camel paketindeki deve ve piramit üzerine öyle bir öykü inşa edilmiş ki, ya Camel yüklü miktarda yatırım yaptı ve inanılmaz bir yazarla karşı karşıyayız ya da yazarın Camel ile özel bir ilişkisi var. Sanat adına ikinci seçeneği huzurlarınızda doğru addediyorum.

Kitabın genel hikayesinden bahsetmek isterdim ama becerebileceğimi sanmıyorum. Ay meraklıları için çok ilginç olduğunu söyleyebilirim sadece. Ay'a çok anlam yükleyen insanlardansanız, hayatın anlamını bir de bu taraftan keşfetmenizde bir sakınca görmüyorum. Öte yandan kurbağa prens ve aşkı kalıcı kılma yolları konusunda ufak bir ihtisas yapabilirsiniz.

Bunların dışında söylemek istediğim çok önemli bir şey var. Okuması bu kadar zor bir kitabı bu kadar başarılı Türkçe'ye çeviren Fatma Taşkent'i tebrik ediyorum. Parmaklarımla ıslık çalamasam bile, duyamayacağınız için sorun yok. Stadlar dolusu ıslık, alkış, tezahürat gönderiyorum kendisine. Lütfen bütün İngilizce kitapları Fatma Hanım siz çevirin! Orjinalini okuma meraklıları için, abicim hiiiiç kasmayın İngilizcesini okumaya. Hem zaten Tom Robbins'in kafası güzel hem de böyle çeviri ödüller almalı!


..Fakat yeni boyalı Remington SL3 Çikletçe yazabilirse bu iş belki de tutar. Bir şey onu bir arada tutmak zorunda. Yunan yapıştırıcı tanrısı Uhu'ya dua ediyorum..Sayfa115

.."Mr. Wrangle'a sizin nasıl biri olduğunuzu sormuştum. Ceylan etinden bir sandığa konmuş eşekarısı suyu ve gül goncaları olduğunuzu söyledi"..Sayfa126

..Eğer bireyler de develer gibi iç kaynaklarını mükemmelleştirirlerse, gücü içimizde bulundurursak o zaman herhangi bir çorak araziyi görece rahat geçer, kurak ortamlarda dışarıya bağımlı olmadan hayatta kalmayı başarabiliriz..Sayfa169

..Taraflardan biri şaşmaz bir şekilde diğerinden daha çok seviyordu. Doğanın bir yasasıydı sanki, gerilime ve yıkıma yol açan, gaddar bir yasa. Böylesine haksız, böylesine sefil bir yasanın hüküm sürmesinden ötürü kederliydi ama bu yasa hüküm sürdüğüne göre, dengesizlik kaçınılmaz göründüğüne göre, daha az aşık taraf olmak daha kolay, daha sağlıklı olmalıydı..Sayfa191

..Dekan der ki, insan vücudundan küçük nesneler mahremiyet niteliği taşır. İnsan vücudundan büyük nesneler aleni olma özelliği taşır. Nesne ne kadar büyükse mahremiyeti o kadar azalır ve tarzı o kadar alenileşir.......Ay, en büyük piramitten bile kat kat büyüktür, herhangi bir anda çok daha fazla insan tarafından görülebilir. Ay, bir şey ne kadar aleni olabilirse o kadar alenidir. Fakat Ay, mahremiyet duygusu uyandırmakta nadiren başarısızlığa uğrar...Sayfa211


.."Sen de benim düşündüğümü mü düşünüyorsun?" diye sordu Leigh-Cheri. "Sanmam. Domates kelimesinin kökenini düşünüyordum."..Sayfa225

Ekim 21, 2010

Parfümün Dansı - Tom Robbins

Dil: Türkçe

Felsefe, mitoloji, tarih, psikoloji her şey var bu kitapta. Adamın anlatış şekli de normal dışı ve çok güzel. İtiraf etmek gerekir ki her seferinde kendimi tamanlamıyla veremediğimden, derin felsefik yerleri tam anlayıp üzerine düşünemedim. Bir kez daha okunsa eminim atlanmış birçok detay ortaya çıkacaktır. Tanrı Pan'dan garson kızlara, kokuların etkilerinden ölümsüzlüğe kadar herşeyin olduğu bir kitap. Kitap çok eski çağlardan günümüze kadar geliyor ve ölümsüzlüğü başarmış Alobar ve Kudra çifti üzerinden devam ediyor. Yapılan benzetmeler (ucuz köpek maması gibi hissetmek, kahverengi olmama çabası vs) benim kafama çok yattı :) sevdiğim türden. Tekrar okunmalı diye not düşüyorum ama belki biraz zaman geçtikten sonra.