Amerika'da yaşayan Hintlilerin hayatı, Hintli doktorların çalıştığı hastanede olan bitenler var. Yapay İnsan aslında 6 7 tane organ nakli geçirmiş Hindistan'ın sağlık bakanıdır. Ana karakterimiz Sonny adlı genç doktor. Etrafındaki karakterler ise okumayı çok seven hemşire Gwen, hademe Manny, uykusuzluk sorununu çözmeye çalışan Dr. Ranjan ve Alvin, karısının poposunu ısırıp hastanelik eden Nishad ve Sonali, restoran sahibi Tiger, aslında psikoterapist olan ama guru ayağına yatan Dr. Giri, Hintli şovmen ve politikacı Ronny ve en tatlısı da "hipokinetik adam". Kitapta aslında birsürü küçük hikaye var. Genele bakıldığında giriş-gelişme-sonuçtan çok bir kesit yansıtılmış. Türkiye'ye dönüş öncesine geldiği için çabuk bitiremedim ama karakterleri şurda takır takır sayabilmiş olmam onları sevdiğimin bir göstergesi. Herkesin bir takım sırları ve sorunları var. Amerika'daki bu "küçük Hindistan"da yolları bir şekilde kesişiyor. İlginç, sıcak ve tatlı bir hikaye. Bir süre sonra, koltukta battaniyeye sarınmış şekilde tekrar okumak istediğim bir kitap.
Aralık 07, 2010
Yapay İnsan - Sanjay Nigam
Dil: Türkçe
Aralık 04, 2010
Kitab-ül Hiyel - İhsan Oktay Anar
Dil: Türkçe
Yüzümden gülümseme eksik olmadan okudum kitabı. Deli gibi evet. Yine bir sürü yerden gelen yol inanılmaz bir ustalıkla birleştirilmiş. Her cümleye çok çok özenilmiş. Yine harika yine muhteşem. Bu sefer nesilden nesile geçen hiyel (mekanik demekmiş) insanlarını anlatıyor. Akıllarına gelen binbir türlü icat, neredeyse teknik resim sayılabilicek şekilde resmedilmiş. Bir de söylemeden edemeyeceğim. İhsan Abi, nerden buluyosun öyle güzel isimleri??? Katırcı Ahmet Bey, yok işte Altıparmak Şahin Bey, Divane Asım Efendi, Havai Efraim Bey, Tokmakçı Abidin Paşa ve daha neler neler. Hiyel ve hayal alemiyle ilgili düşünmem gerekiyor. Evet, kesinlikle tekrar tekrar okunmalı. Üzüldüğüm şey ise, İhsan Abi'nin bütün kitaplarını bitirmiş olmamdır.. Tekrar okumak tabii ki farz ama daha çok daha çok istiyo insan, ne yapalım alıştırdı bizi bi kere..
Aralık 02, 2010
Birdsong - Sebastian Faulks
Dil: İngilizce
Tam 10 gün süründü elimde. 500 sayfa olması değil mesele ama içim şişti içiiiiiim! Oh be bitti sonunda. İngilizcesi çok hafif değildi, her kelimeyi anladığımı söyleyemem tabii ki ama yine gazap üzümleri benzeri anlat babam anlat ayyyy. Git-gelli hikaye. 1. dünya savaşında cephede geçiyor. Kahramanlarımız İngilizler Almanlarla savaşıyor. Savaştan önce de İngiliz adamın Fransız kadınla ilişkisi var falan filan. Sonra 78lerde. Sonra yine savaş yine 78. Cephede vay efendim zorluklar yaşıyolarmış da Gelibolu'yu bildiğimden pek etkilenmedim ne yalan söyliyim. Aman herkes okusun mutlaka falan diceğim de yok. Yeter yazmak da istemiyorum hatta.
Kasım 21, 2010
Ateşi Yakalamak (Açlık Oyunları 2) - Suzanne Collins
Dil: Türkçe
Voaaaaaaa!! Hikaye devam ediyor!! Süpriz son! "Yeni kitabı beykleyin" sonu. Evet merakla bekliyorum. Çeviriden mi kaynaklanıyor yoksa yazar parayı bulunca işi aceleye mi getirmiş bilmiyorum ama sonlarına doğru hikayenin içine tam giremiyor insan. Yine çok yaratıcı, oldukça beğendim. Son kitabı hemen şimdi okuyup bitirme isteğimden de anlaşılabilir sanırım ama eve dönene kadar beklemem gerekecek..
Kasım 11, 2010
La Petite Fille de Monsieur Linh - Philippe Claudel
Dil: Fransızca
Muhteşem bi öykü. Ve inanılmaz acıklı. Uzaklardaki ülkesindeki savaştan torunuyla kaçan bir dede. Kucağında bebekle. Dilini hiç bilmediği bir ülkede. Torunuyla yapayalnız. Onu ilk yerleştirdikleri yatakhanenin etrafında dolaşırken tanışıyor Monsier Bark'la. Birbirlerini anlamıyorlar ama iyi arkadaş oluyorlar. Sonra Monsieur Linh'i oradan alıp tımarhane gibi bi huzur evine götürüyolar ve Monsieur Bark'ı özlüyor Linh dede. Sürpriz bir sonu var. İkinci kez okunursa çok daha iyi olucağını düşünüyorum. Sonu sebebiyle ayrıntıların ikinci seferde daha iyi yakalanacağı meselesi. Çok güzelmiş çooook. Türkçesi de varmış. Fransızca okumak isteyenler için, dili çok basit. Rahatlıkla okunabilir.
Kasım 09, 2010
Ölü Ruhlar Ormanı - Jean-Christophe Grangé
Dil: Türkçe
Çok çok çok çok güzel. Çok kanlı. Çok vahşi. Sevdiğimiz gibi. Açıkları var mı yok mu çok yakalayamadım çünkü çok karmaşık bi hikaye. Takibinde zorlanılıcak kadar. Ama çok güzel. Kitabın ana karakteri Jeanne adında 35 yaşında bekar bi kadın. Kendimi neden onunla özdeşleştirdim anlamadım. Evde kalıcağıma kesin gözüyle bakıyorum sanırım. Süpriz sonu var, güzel Grangé kitabı.
Kasım 05, 2010
Açlık Oyunları - Suzanne Collins
Dil: Türkçe
Hemencik okuyuverdim. O piskopat japon filmi battle royale gibi, çocukları bir yere salıyorlar ve birbirlerini öldürmeleri bekleniyor. Durum biraz daha farklı bu sefer. Olimpiyat oyunları gibi ama "açlık oyunları". Garip bir zamanda geçiyor zavallı insanlar koloniler halinde yaşatılıyor. Her koloniden 1 kız 1 erkek seçiliyor. 12-18 yaş arası. Oyun kurucular var, bir alan hazırlanıyor ve cocuklar buraya salınıp birbirlerini öldürmeleri bekleniyor. Kitap 1. tekil şahıs ağzıyla yazıldığı için benimseme var haliyle. Katniss, 16 yaşındaki kızımız. Ama nedense kitaptaki durum bana worms oyununu hatırlattı çünkü paraşütle gelen yardımlar falan var. Üçlemenin ilk kitabı. İkincisi de var elimde, Grangé biter bitmez ona başlicam bakalım üçüncüsünü nası bulucaz. Heycan fırtınası. Çok tavsiye edilir, yıldızlı pekiyi veriyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)