Ekim 06, 2013

Manastır Güncesi - José Saramago

Dili: Türkçe

Orjinali Portekizce olan bu kitabı anlam veremediğim bir şekilde, Fransızca'dan Türkçe'ye çevirmeyi uygun bulmuş yayınevi. Hayır hayır hayır hayır hayır hayır diyorum! Olmamış. Tamam, çabayı takdir ediyorum elbette, keza bu adamın dili bir acayip, eminim çevirisi de çok zor olmuştur ama neden Fransızca çevirisinden Türkçe'ye çevrilmiş??

Neyse, gelelim kitaba. Bay Jose eğer normal imla kuralları çerçevesinde yazıyor olsaydı sanırım sayfa sayısı 3.5 katına çıkardı. Çok tatlı çok güzel bir hikaye. ORta çağ Portekiz'inde geçiyor. Yine düzen ve kilise eleştirileri bol bol.

Cadı yakılma merasimleriyle başlıyor, insan "erk"iyle uçan uçak Passarola'dan, manastır inşaatından ve birbirini çok seven çift Blimunda ve Baltasar'dan bahsediyor. Bence okunması gereken klasiklerden!


Eylül 03, 2013

Mezarlık Kitabı - Neil Gaiman


Dili: Türkçe


Tabii ki bir büyükler için çocuk kitabımsı kita. Coraline gibi tırstırıcı değil ama mezarlıkta ölüler tarafından büyütülen bir çocuğun hikayesi. Fikir orjinal olsa da aslında hikaye çok basit bir şekilde örülmüş. Yeterince sembol var. Başladığım gün bitirdim.

Güzel zaman geçirmelik bir kitap, boş zamanınız varsa...

Ağrıdağı Efsanesi - Yaşar Kemal

Dili: Türkçe

Yaşar Kemal'i okuyup da sevmeyen bir Türk var mıdır acaba? Hiç sanmıyorum. Şimdilerde Türk demek de suç oldu ya, hadi Anadolulu diyelim; en nihayetinde bu toprağın insanını anlatıyor. Dedesi veya dızdığının dızdığı hangi soydan gelmiş pek önemli değil.

Bu incecik kitap yine çok sürükleyiciydi. Tatlı bir aşk hikayesi gibi özetlenebildiği kadar gezi olaylarında da gördüğümüz gibi halkın galeyana gelip zorba beyi yola getirmesi de, efsane de savaş da, hayvanlar da, namus da..

Ana karakterin maçoluğuna biraz uyuz oldum ne yalan söyleyeyim heh. Böyle bir hissiyata kapılmam sanırım kalemin ne kadar güçlü olduğunun da bir göstergesi. Çekmiş beni içine

Çok güzel çok!

Eylül 01, 2013

Datça'da Zaman - Nihat Akkaraca

Dili: Türkçe

Nihat Akkaraca Datça'daki konu komşudan, dedelerden annanelerde toparlamış efsaneleri, anıları, hikayeleri; böyle şipşirin bir çalışma çıkarmış ortaya. Bayıla bayıla bir gün içinde okudum..

Datça aşığı biri olduğumdan mı bilmem ama anlatım da çok hoşuma gitti.

Eeeen beğendiğim hikaye ise, tee zamanında Datça'dan çıkıp Antalya'daki Köy Enstitü'süne giderken yüzlerce badire atlatan bir grup miniş Datçalı çocuğun hikayesiydi. Gözlerim dola dola okudum..

Datça'yı bilmeseniz bile çok seveceğinizden eminim.

Ağustos 28, 2013

Dede Korkut Hikayeleri - Anonim

Dili: Türkçe

Tabii ki bir derleme bu ve Türkçeleştirilmiş bir çalışma. Türkçeleştiren kişinin biraz fazla muhafazakar bir kesimden geldiği kanısındayım. Yine de eski Türkçe'yi anlayabileceğimiz şekilde güzel bir çalışma olmuş.

Çoğunlukla şiir olarak anlatılan eski Türk hikayeleri bunlar.

O eski kullanımlar kalıplar kelimeleri görmek beni çok çok mutlu etti. Sanırım dile ilgi duy
an bir insan olduğum için. Hikayelerde insanın kanı kaynıyor. Ancak hikayelerde amma çok insan ölüyor. Sürekli kan! Savaşçı toplum olmamızdan, hele ki barış rüyalarına daldığımız şu günlerde, biraz utandım.

Belki burada okuduklarımız bugün ülkemiz ve aslında genel olarak Ortadoğu insanının içindeki kin ve nefretin nereden geldiğini açıklıyor olabilir. Tabii ki tavsiye ediyorum! Türkçe'ye dair çoooook şey öğrendim ve çok keyif aldım!

Haziran 26, 2013

Kuru Su - Engin Geçtan

Dili: Türkçe

Haziran boyu gezi olaylarını takip edip sosyal medya okumaktan kitap okumaya pek zaman kalmadı. Varsın kalmasın.

Bu kitapsa elimde tam 1 ay süründü. Yazar kusura bakmasın ama bi ordan bi burdan yazılan öyküler ve ucundan bi yerinden birleşmeleri falan pek olmamış. Ben hiç içine giremedim hikayenin. Biraz bilimkurgu biraz fantastik.

Yaaani.. Özür diliyorum kendisinden. Başka kitaplarını okumadığım için yazar hakkında değil sadece bu kitapla ilgilidir bu yorumum.

Mayıs 31, 2013

Sis ve Gece - Ahmet Ümit


Dili: Türkçe 


Ben genelde zaten Ahmet Ümit'in anlatımına bayılırım. Bu kitabınsa hikayesini çok sıcak ve içten bulduğum için bayıldım! Polisiye romanlarda "son tahmin etmecilik" oynamayı sevenleri hüsrana uğratacak bir kitap..

Kimi insanlar eleştiriler yapmışlar, "Olaya dair ipucu yok kitap boyu, ilgi azalıyor" vesaire diye.. Bence çok da güzel olmuş. Çünkü bu son tahmin etmece oynayanların nedense egoları fazla büyük insanlar olduğunu düşünüyorum. Her an yazardan daha akıllı olduğunu göstermeye çalışmak gibi bir şey. "Ben doğru tahmin ettim" diye övünmek, bence yanlış. Zira yazar kitabı son sayfası okunsun diye yazmıyor. Ona bu yolculukta eşlik etmenizi bekliyor. Bırakın yolculuğun tadını çıkarın..

Ben çok beğendim bu kitabı! Sanıyorum filmi de varmış, umarım bir yerde denk gelirim. Tavsiyeler diz boyu!