Temmuz 07, 2012

Bilinenden Kurtulmak - Jiddu Krishnamurti

Dili: Türkçe

Aslına bakarsanız kitabı okumak birkaç ayımı aldı. Felsefeye dair güçlü bir alt yapım olmadığı için olduğunu sanmıyorum. Hani hep diyoruz ya "sindire sindire okumak lazımmış bu kitabı ben hemen bitirdim" diye. Bu sefer öyle demiyorum. Çünkü bırakın bir bölümü, bir paragrafı okuyup üç gün düşünebilirsiniz.. Bu sefer yavaş yavaş, sindire sindire okudum.

Bu kitap "dünya öğretmeni" lakaplı Krishnamurti'nin hayatımızda bir dakika durup düşünmediğimiz duygu ve olaylarla ilgili insanları düşünmeye ve sorgulamaya iten sohbetlerini içeriyor. Otorite, zevk, ölüm, ideoloji, şiddet, ideal ve gerçek, sorumluluk, uyuşturucu, ikiyüzlülük falan filan bir ton konu var.

Alıntı yapmaya kalkışsam galiba bütün kitabı buraya yazmam gerekir. O yüzden yapmayacağım. Genel olarak aklımda kalacak olan en büyük şey ise bir ideolojiyi kabul edersek artık orada özgür olamayacağımız konusuydu. Bu siyasi bir örgüt veya bir din veya bir futbol takımı olabilir. Ayrıca, yakın zamanda yaşadığım kayıp nedeniyle ölüm konusunda yazdıkları çok dikkatimi çekti. Sahi ölüme neden bu kadar üzülürüz? Ölen insan için mi yoksa kalanlar için mi kendimiz için mi? 

Kitap boyunca Krishnamurti sizinle konuşuyor, size hitap ediyor. Daha önce dikkat etmediğiniz konulara dikkatinizi çekiyor ve sizi sorgulamaya itiyor. Ha neyi yapmıyor? Size "bunun böyle olması gerekir" veya "doğru yöntem budur" demiyor. Zaten o zaman o da bir ideoloji yaratmış olurdu ve takip etmeye kalkarsanız yine özgür olamazdınız. Neyse.. Tembel beynimiz aslında "birisi bize yol göstersin, biz de kendi doğrumuzu bulmakla uğraşmayalım" der ama bu kitapta onun eksikliğini hissedebilirsiniz -ki bence harika bir şey. Sizi sadece düşünmeye itecek, ne yapmanız gerektiğini söylemeyecek.

Kısacası, körü körüne bağlandığımız ve bildiğimizi sandığımız şeylerden gerçekten kurtuluyoruz. Elinizin altında bulunsun, baştan sona okumanız da şart değil. Aradan istediğiniz konuları -o günün ihtiyacına göre- seçip de okuyabilirsiniz.





1 yorum:

  1. Sıkça üzerinde kafa yorduğum bir konu. Bildiklerimiz bir süre sonra bizi sınırlıyor. Her nedense zihnimiz bildiklerimizin dışına çıkamıyor. Hatta daha kötüsü bizi kibirli hale bile getirebiliyor. Büyük buluşların akademinin dışında çıkmış olması buna işaret olabilir mi?

    YanıtlaSil