Nisan 05, 2012

Nereye Gidersem Gökyüzü Benimdir - Şafak Pavey


Dili: Türkçe

Birleşmiş Milletler'de insan hakları üzerinde çalışmış olan Şafak Hanım, görev gereği bir süre yaşadığı İran'dan izlenimlerini, aslında daha çok anılarını anlatmış bu kitapta. Son yıllarda sağdan soldan okuduklarımla aslında çok merak ettiğim bir medeniyet.

Gülümsemesi yüzünden eksik olmayan; televizyondan, gazete sayfalarından bile insana pozitif enerji veren birisi Şafak Pavey. Bu nedenle aslında kitabın tonuna çok şaşırdım. O ne yapıp edip oralarda olumlu şeyleri olumsuzlardan daha fazla yapmayı becermiştir dedim ancak anlaşılan öyle olmamış. Kendi ülkemize dönüp baktığımda son zamanlarda işlerin iyice cıvıdığı bir dönemde, bu kitap beni çok korkuttu. Şu andaki durumu belki daha iyi anlamak açısından herkesin okuması gerekiyor diye düşünüyorum.

Kitaptan aklımda kalanları, aslında aklıma kazınanları ve kalbimdeki korkuları maddeler olarak yazacağım.

- Ahlak polisinin mütemadiyen yabancılara bile hicap (örtünme) uyarıları
- Evcil hayvan denen iblis varlıklar(!)
- Kadınların futbol maçlarına gidememeleri
- Cumhurun seçtiği başkanın aslında son sözü söyleyen mollaların kuklası olması
- Minyatür sanatının has tarihine sahip bir ülkenin, elin delisi peygamberin kötü karikatürünü çizdi diye tamamen yasaklanması (Şiilikte resim yasağı yokmuş)
- Her evde balkon varken, hiç kimsenin balkonda oturamaması
- Kadınların duvar dibinden yürüyüp, varlığından utanması
- Mevlana'nın adının neredeyse hiçbir yerde olmayışı
- Dunyanin en aktif yeralti hayatina sahip ulkesi Iran cumhurbaskani Ahmedinejad'ın "İranlı eşcinsel yoktur" sözleri
- Heykelin, iç mimarinin yasak olması
- Baskı altındaki zavallı liseli çocukların (kızların) topluma kabul olmak için görünen tek yerleri olan yüzlerine estetik yaptırmaları
- İranlı gençlerin "nükleer" merakı
- Parlak kız öğrencilerin yüksek öğretim için ancak evli olmaları durumunda burs alabilmeleri
- Kadın sesinin "şeytan işi" olması
- Havaalanı güvenlik kontrolü/tacizi
- Kadınlara uygulanan bisiklet yasağı

Bahsi geçmese de kitap boyunca aklımdan hiç çıkmayan görüntü ise 2009'da Ahmedinejad'ın tekrar seçildiği şüpheli seçimler sonrası çıkan olaylarda kalbinden vurulup ölen 16 yaşındaki Nida.

...Çünkü İran'da rejim muhaliflerini asmak için kimsenin sesini çıkaramayacağı kadar kutsal bir neden vardır: Devlete karşı yapılan eylemler 'Allah düşmanlığı' olarak tanımlanır. İslam devletinde de Allah'a düşmanlık suçunu devlet affetse bile kalabalık radikal muhafazakar toplum o 'ceza'yı kendi eliyle vermeye hazırdır! Hatta bazı durumlarda devletin asması bile tercih edilebilir...Sayfa18

..."Bizde sadece Hazar Denizi kıyısında evi olanlar bahçelerine çıkabilirler. Bunun dışında kimse rejime balkonundan ya da bahçesinden görünmek istemez." Başımı önüme eğdim...Sayfa33

(Futbol ile ilgili olarak)...Çünkü Hameney ve ekibine göre, kadının yabancı bir erkeğin vücuduna bakması İslami kurallara aykırıydı...Sayfa54

..Ben 2000 yılındaki o İran denen muhteşem metafizik adasına taşınıp ve yeniden şahit olacağımı düşündüğüm o inanılmaz reform rüzgarının eseceğini umarken, birkaç ay sonra Ahmedinejad seçildi. Hatemi döneminin resmen bitmesiyle herşey bambaşka bir yöne doğru gitmeye başladı..Sayfa88

(Kuş gribi salgını gibi önemli bir mevzuyu bile halkından gizleyen ülkenin -bütün haberler sansürlü- insanının nükleer savaştan çekinmemesi üzerine)..Dünyadaki bütün gelişmelerden bihaber yaşayan, duydukları, gördükleri, bildikleri kısaca bütün iletişim yolları mollaların insafına göre şekillenen İranlıların, sıradan çelişkilerinden birini yaşıyordu, her zaman olduğu gibi..Sayfa103

(Şah döneminde, kadınların şarkı söylemesinin günah sayılmıyormuş. Daha sonra 'haram' ve 'şeytani' olarak nitelendirilmiş. Şah döneminde minik bir kız olarak müzik kariyerine başlayan bir hanımın hikayesi üzerine)..İslam'a inancı sonsuzdu ama ne kadar hatmettiyse kadın sesini yasaklayan hiçbir emre rastlayamamıştı..Sayfa129

..Mülteci kampları; yokluk, savaş, ayrımcılık, şiddet ve çeşitli zorluklara maruz kalarak, ülkelerini arkalarında bırakmış, hafızaları acı yüklü insanlarla dolu olmasına rağmen, herkesin birbirine daha sıkı sarıldığı, size ne tip, ne renk ya da ne isimde olduğunuza göre davranılmayan ve insan olduğunuzu bir kere daha hatırladığınız yerlerdir...Sayfa144

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder