Mart 22, 2014

Kadından Kentler - Murathan Mungan

Kadından KentlerDili: Turkce

Ben aslinda yillar once Yuksek Topuklar romanini okuyup cok sevmistim. Kadinin psikolojik azitik tarafini cok guzel yansitmisti. 

Bu kitap ise bir suru hikayeden olusuyor. Her yerde her firsatta kadin haklarinin savunan biri olarak bu kitap oldukca icimi baydi. Kotu seyler yazmak da istemiyor insan ortada bir emek var sonucta. Belki soyle bir duzeltme yapmak daha mantikli olur, bizim frekanslarimiz uymadi.

"Kadiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiinnnnnnnnnn"dan sikildim okurken. Elbette romantizmli askli roman tipini sevenler icin daha ilgi cekici olabilir. Kotu degil, sadece sikildim. Sonunda da kucuk hos bir surpriz var.

Aslinda 8 Mart kadinlar gununde yazayim bu yaziyi istedim ama, baydi bitiremedim ne yapayim.

Şubat 26, 2014

Galîz Kahraman - İhsan Oktay Anar


Dili: Türkçe



"Efendimiz"e olan bağlılığım yüzünden bu kitabı çok sevdiğim ithamını seve bayıla kabul ediyorum. :)

Her cümlede yeniden keyiflenerek okudum kitabı. Diğer kitaplardan farklı olarak ana hikaye biraz, nasıl söylesem, isyankar! Sevgili İhsan Abimizin gönlünde belli ki bir şeyler birikmiş de kusmuş gibi.

Yine diğer kitaplardan farklı olarak, günümüzde olmasa da yakın tarihte geçiyor hikaye. Külhanbeyleri zamanları lüks arabalı ve daireli İstanbul yıllarında. Kullandığı o sihirli eskimsi dil aynı olduğu için çok güzel bir tezat olmuş, bana çok keyif verdi.

Alıntı yapmak çok zor malum, prensip gereği bütün kitabı buraya doldurmamak adına yapmıyorum. Bir kitap daha olsa da okusak..

Şubat 21, 2014

Macellan Bir İnsan Bir Yaşam - Stefan Zweig

Macellan - Bir İnsan Bir Yaşam
Dili: Türkçe

Adından da belli olacağı gibi Macellan'ın hayat hikayesini anlatan bir biyografi. Stefan Zweig son zamanlarda Freud okuduğumdan dolayı da ilgimi çekiyordu aslında. Zira ikisi arkadaşmış. Neyse, gelelim kitaba. Zweig'in anlatımı ne güzelmiş arkadaş. Ordan burdan derlemiş belgeleri, ortaya güzel bir hikaye çıkarmış. 

Daha çok Macellan'ın tarafını tutsa da, eleştirdiği yerler de var yani objektife yakın bir sübjektiflikle yazmış diyebiliriz.

Macellan'ın hayatı gerçekten çok ilginçmiş, ve yazarın fikrine göre asla hak ettiği saygıyı ve ilgiyi görememiş. Gerçi günümüzde tanınan kişi Macellan'dır, filoyu İspanya'ya ulaştıran del Cano değil. Veya zaten uçakların olduğu dönemimizde gemilere pek önem verilmiyordur.

Kitabı Macellan haricinde 16. yüzyıl barbarlık (koloni) akımını öğrenmek için de aydınlatıcı buluyorum. Kitabın daha en başında Haçlı Seferlerinin iç yüzünü, bu keşif gezilerinin neden yapıldığını hristiyan olmasa da bir Avusturyalı/Avrupalı'nın gözünden böyle heretik bir şekilde sert eleştirilmesi hoşuma gitti. Ayrıca hep duyduğumuz "baharat yolu"nun neden bu kadar önemli olduğu ve dünyayı değiştirecek seferlere savaşlara sebebiyet verdiğini de çok güzel açıklamış.

Malezya'yı ziyaret etmiş birisi olarak, özellikle zamanın gözde limanı Melakka'da gördüğüm "asimile" halk beni çok üzmüştü. 500 yıl önce gelip onları Portekiz kolonisi haline getirenlere hala şükran duyup kutlamalar yapıyorlardı. İçim acımıştı. Kitapta anlatıldığına göre, aslen Portekizli olan Macellan, Portekiz kralının ona sırtını dönmesinden sonra İspanya'ya gider ve oranın vatandaşı olur. Yola çıktığı 5 gemilik filo da İspanya'ya aittir. Keşfedilen adaların İspanya ve Portekiz arasında nasıl paylaştırılacağı Papa tarafından bir fermanla belirlenmiştir. (babanızın toprağı sanki allahalla, çok kızıyorum). Nitekim, Macellan, yaklaşık 2 yıl sonunda Macellan boğazını keşfedip Pasifik'teki (bugünkü Filipinler'deki) küçük adalardan birinde yerliler tarafından öldürülür. Sebep? Orayı İspanya toprağı yapıp onları Hristiyan yapmaya çalışmasıdır. Çok barışçıl bir insan olan Macellan, hayatı ve yol boyunca her şeyi konuşarak çzömeye çalışan adam sen git yerlilerin gözünü korkutmak için saldır! Sinirlendim! Döneminin oyununa uymuş. Kitabın başında geçen bir cümleyi tek alıntı olarak sunuyorum aşağıda. 16. yüzyıl kolonileştirme döneminden, yerlilerin yurdundan ve canından edilmesinden de tiksindiğimi bir kez daha belirteyim. Ha bu Türkiye'nin güncel politika tartışmalarıyla bağdaştırılmasın lütfen, zira oralara hiç girmeyeceğim.


..Bilindiği gibi, milliyetçilik en kada saba elin bile titreştirmeyi becerdiği bir teldir..Sayfa89

..Haçlı seferleri (çoğu kz romantize edildiği gibi) Kutsal Mezar'ı imansızlarıne linden kurtarmak amacıyla yapılan mistik, dini bir girişim değildir kesinlikle; tarihin bu ilk Avrupa-Hristiyan koalisyonu, Kızıldeniz'deki emniyet zincirini delip geçmek ve Avrupa ve Hristiyanlık için Doğu ticaretinin önünü açmak yolunda atılan ilk bilinçli çabadır aynı zamanda..Sayfa20



Şubat 18, 2014

Aşk Köpekliktir - Ahmet Ümit

Aşk Köpekliktir
Dili: Türkçe


Bu kitap hikayelerden oluşuyor. "Aşk"ı tanımlayan bir dizi cümle de öykü başlıkları. Ancak bir polisiye yazarı olan Ahmet Ümit elinden, romantik bir kitap beklemek saflık olur.

Goodreads'teki eleştirilere bakıyorum. Kimisi çok eleştirmiş, aşk romanı yazmaya kalkarsa böyle olur işte kan gövdeyi götürür, beğenmedim falan. Kim demiş ki aşk hikayelerinin pespembe olması gerektiğini? Katılmıyorum. Bence gayet hoş.

Ahmet Ümit'in en sevdiğim kitabı mı diye soracak olursanız, hayır :) Yine de güzel vakit geçirdim.

Ocak 20, 2014

Canistan - Yusuf Atılgan

Canistan
Dili: Türkçe



Bence gene çok çok tatlı bir kitap. Tarzı daha önce okumuş olduğum "unique" kitap Aylak Adam gibi değil. Daha çok Yaşar Kemal'e benzettim. Neden diyecek olursanız dili kullanmadaki ustalığı var bir kere, ayrıca bir Anadolu hikayesi anlatıyor olması. Beraber büyümüş ancak yolları ayrılmış iki arkadaş anlatılıyor. Biri aile babası biri eşkiya olmuş.

Çok güzel çok candan sıcacık bir kitap. Ayrıca çok da ince, bir akşamda şıp diye bitiverdi. 

Kitabın yazılmasının da acıklı bir hikayesi var aslında. Kitap 3 bölümden oluşuyor: Duruşma, Yargıç, Tanık. Bu başlıklardaki sembolizm ayrıca bir tartışma konusu olabilir. Velhasıl, kitap aslında 4 bölüm olarak tasarlanmış. En sonda bir de Sanık olacakmış ancak Yusuf Bey kitabı bitiremeden aramızdan ayrılmış... Yine de kitap eksik demek pek mümkün değil. Işıklar içinde uyusun..

Ocak 19, 2014

Freud: Görüntünün Ortasındaki Karanlık - Louis Breger


Dili: Türkçe


Irvin Yalom'u (Nietszche Ağladığında) ve Rilke'yi okumam; hemen öncesinde ise tarih okuyup belgeseller izlememle başladı bu ilgi.. 
Bu koskoca ve ağır gramajlı kitabın pek de objektif yazılmamış olduğunu söyleyerek başlamam doğru mu bilmiyorum ama nihayetinde insan elinden çıkmış hangi kitap hangi yazı hangi film objektif olabilir ki? Önemli olan hayatta eleştirel ve şüpheci bakış açısından sapmamak.. Her görünene inanmamak..

Belli ki Louis Breger bir şekilde Freud'a gıcık kapmış. Ki kitabın sonunda kendinden bahsettiği yerde ilk başlarda koyu Freudcu olduğunu söylüyor. Çok çok çok fazla kaynaktan sentez yapıp kendi psikanalizini uygulamış. Zaten aslında bunu yapan herkes kendi psikanalizini uyguluyor. 

Bir psikanaliste Freud okuyorum, hangi kitabı tavsiye edersiniz diye sorduğumda bu kitaptan "berbat" diye bahsett. Ernst Jones'un biyografisini önerdi. Velhasıl bu kitapta Jones'tan kör kütük bağlı bir mürit olarak bahsediliyor. Freud'a gelince, aşırı hırslı, egosunu tatmin etmek ve ünlü olmak için evrensel teoriler üretmeye çalışan bir adammış izlenimini aldım. İyi bir koca ve baba değil falan filan. Açıkçası tarihteki büyük işler başarmış adamlar zaten genelde çekilmez ve iğrenç adamlardır, o yüzden fazla şaşırdığımı söyleyemeyeceğim. Yine de bu kitabı bitirip Freud'dan nefret etmek; Pearl Harbor tarzı filmleri izleyip "Yaşasın Amerika, kahrolsun Japonlar!" demek gibi olur. 

Etrafta bulabildiğim biyografileri ve Freud'un kendi kitaplarını okumakla işe devam edeceğim. Ancak bu kitapta anlatılan Freud teorilerine göre şimdilik yorumum kendisine pek katılmadığım yönünde. Öncelikle Nietzche Ağladığında kitabından haliyle Freud'un ilk akıl hocası Josef Breuer'e çok sempatim var. Önce Breuer'i daha sonra da kendi fikrine %100 katılmayan herkesi (mesela Adler ve Jung) hayatından uzaklaştırması eleştiri kaldıramadığı ve aslında açık fikirli olmadığını gösteriyor. (Ben de analizini mi yapıyorum ne?! Yok yok, asıl olayları tek kaynaktan okudum, henüz değil) Hastalarında annenin önemini, çocuk, kardeş veya yakınların ölümünü genellikle es geçip gerçekten her travmayı bebeklik cinselliğine bağlıyorsa bence bu biraz saçma. Kadınların toplumdaki yerini genellikle aşağı gördüğü teorilerinde görünse de (penis kıskançlığı, kadınlar gelişmemiş erkeklerdir vs) kızı dahil bir çok kadın psikanalist yetiştirmiş. Bu konuda ortadayım. Sonuçta psikolojiye yaptığı katkıları da inkar edemeyiz.

Neyse okuyup göreceğiz, şimdilik burada durayım. Okuması ağır, zira çok uzun. Konu ilginizi çekiyorsa kaynaklardan sadece bir tarafı olarak okunmalı derim. Ama benim gibi oturup hepsini okuyacağım demiyorsanız sanırım daha objektif birini bulmak daha doğru olur. Bu kişi kanımca Jones veya müritleri de olmamalı. Henüz bir önerim yok ama eminim daha ortadan anlatan vardır. History Channel'ın belgeseli daha objektif mesela..










Aralık 26, 2013

Gizli Ajans - Alper Canıgüz

Gizliajans
Dili: Türkçe



Aslında bunu okumaya çok niyetli değildim. Diğer kitaplar gibi sükse yapmamış. Sükseye inanmasam da bazen doğru çıkabiliyor. Bu kitapta da eğlenmedim diyemem, Oğullar ve Rencide Ruhlar veya Cehennem Çiçeği kadar kahkahalara boğulmasam da çok eğlendim. 

Yalnız sonunu tam bağlayamamış mısınız Sayın Canıgüz? Çok aptal biri sayılmam gibime geliyor. "Hmh" deyip kalıverdim. Yine zaman geçirmelik güzel bir eğlence diyorum. Çok hoşsohbet! 

Alper Canıgüz'ü ilk kez okuyacaksanız tavsiyem Oğullar ve Rencide Ruhlar ve devamı olan Cehennem Çiçeğidir.